Ortası yok, ortancası yok…

Bir cezaya mahkum edilip kapana kısılsam bile bu kadar tutsak hissetmezdim kendimi. En azından çıkamayacağımı bilirdim oradan. Asıl mahkumiyet, imkan varken kaçamamak sanırım. Gerçek mahkumlar, parmaklıklar ardından olanlar mı? Yoksa koca evreni kendine dar edenler miydi? Bilemiyorum… Her sabah nefret ederek selamlaştığım onlarca insan ve bıraktığım kirli anıların arasında dolaşarak ne kadar iyi olabilir ki […]

Nefret ediyorum! Bir çoğunuzdan…

Geceden dünyayı içmişiz, güne sarhoş uyanıyorum. Uyumaktan ziyade sızmışım biraz, kıyafetlerim üzerimde aynen duruyor… Bir sigara içip boş boş duvara bakıyorum. Söndürülmüş yarım sigarlar yüzünden tıka basa dolu kül tabağını, mezelik yoğurdun kabına döküyorum. Üzerime ceketimi atıp iniyorum aşağıya. Tıklım tıklım otobüs durağı, sigarasının son nefesini otobüsün içine üfleyen dayı, suratsız otobüs şoförü, erken binmek […]

Bir adam tanıdım ben

Sarı filtreli sigara içen ve dumanına aşık olup ayrılası yokmuş gibi, içine içine çeken bir adam tanıdım ben. Her akşam rakı içesi var ama şaraba muhtaç edilmiş yalnızlığıyla oturuyor iskelede. Aslında çok arkadaşı varmış ama sebebini bile anlayamadan veda etmiş tüm akranlarına, sarılmış şişesine ağlıyor. Elleri buz tutmuş, çakmağını ateşlemek için cebelleşirken tırnakları acıyan bir […]

Her akşam aynı şarabı alan adamın hikayesi

İnceden saat yaklaşıyor ve heyecanla tekelin önüne çektiğimiz arabayla, her akşam takım elbiseyle gelip dandik şarap alan o adamı bekliyorduk.  He akşam son model arabasıyla yanaşır, takım elbisesiyle arabasından iner ve  Ahmet abinin bakkala girerdi. Herkesin karşısına alıp sormak istediği sorular vardı bu adama ama ihtişamı öyle diriydi ki, yanaşamazdı kimse. Adam tekelden çıkınca herkes […]