Motosikletle Nahçıvan gezisi

Uzun zamandır hayalini kurduğum geziyi tamamlamış olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Şimdi sizlere bütün detayları ile Dilucu Sınır Kapısı’ndan motosikletle Nahçıvan’a giriş yapmayı anlatacağım.

Yıllık iznimde hakkında onlarca yazı okuduğum Nahçıvan’a giriş yapmak için Iğdır’a geldim. Giriş yapmak için yalnızca Iğdır’da bulunan Dilucu Sınır Kapısı’nı kullanmak zorundasınız. Buraya gelerek ruhsatı bana ait olan motosikletle giriş yapmak için gerekli adımları yerine getiriyorum.

NOT: Nahçıvan’a giriş için pasaportunuzun olması gerekiyor.

İlk olarak sınır kapısına ulaşıp Türk polisine 15 TL ödeyerek ‘Çıkış pulu’ edindim. Ardından Nahçıvan’a giriş yapmak için ‘kapıda vize’ kolaylığından faydalanarak ’13 dolar’ ödeme yapmam gerektiğini öğreniyorum. Üzerimde dolar bulunmadığını söyleyerek 90 TL ödeme karşılığında vize ediniyorum. Nahçıvan’dan sonra Culfa Sınır kapısından İran’a girmek istediğim için ‘Transit vize’ olarak tabir edilen ve Nahçıvan’a 3 gece kalmama izin verilen vizeden alıyorum. Motosikletle giriş yapacağım için sigorta yaptırmam gerekiyor. Bu işlemin bedeli 12,5 Manat ve Azeri polisi ile halledebiliyorsunuz. O an ki kura göre 57 TL ödeyerek motosikletimi 30 günlüğüne sigortalıyorum. Sigorta kağıdınızı almayı unutmayın!

Paranızı change etmek istiyorsanız merkeze gitmeyi beklemenize gerek yok, hemen hemen aynı kur oranıyla polislerin yönlendirdiği dayıya ulaşarak TL’nizi Manat’a çevirebilirsiniz. Ben geçtiğim sırada 100 TL 26 Manat ediyordu ve ben 52 Manatla Nahçıvan topraklarına merhaba dedim. (Merak etmeyin 52 Manat orada iyi para)

Son işlem olan Nahçıvan polisinin arama noktasına ulaştığımda kaskımda bulunan aksiyon kamerasını gören Azeri polisi, “Görüntüleri hemen sil! Burada kayıt yapmak yasak. Geçer geçmez hepsini sil” diyor. Tabi ben kabul ederek ince bir telaşla yoluma devam ediyorum. Ve Nahçıvan’a merhaba!

Artık yazımın kalan kısmında Nahçıvan’da gezilecek yerler ve anılarımla devam edeceğim. Benzin fiyatını öyle merak ediyorum ki, gördüğüm ilk benzinliğe damlıyorum. (İyi ki…) Benzinin litresi o sırada 90 kepik, yani 0,9 Manat. Burada benzin fiyatı hakkında kafamda deli sorularla boğuşurken pompacı abi, “Sana ne ikram edeyim, ne içersin?” diyor. Yabancısı olmanın verdiği o çekince ile, “Su alabilirim” diyorum ve ‘Badamlı’ adını verdikleri sudan geliyor. Pompacıya 20 kepik uzatıyorum ve işte o ülkeye içimi ısıtan o cevap geliyor, “Sen konuk olarsan gardaş, paraya gerek yoktur” İşte o an tarifini yapamayacağım bir mutluluk bürüyor içimi. İlk diyalog kurduğum insandan güzel enerjimi alıyorum. Badamlı adını verdikleri şey aslında bizim sade sodaya benziyor ama aslında hiç alakası yok. Ne sağladığı ferahlık ne de lezzetini anlatamam. Kesinlikle bol bol badamlı içmekten çekinmeyin! Ardından meğer sınırdan birlikte geçiş yapmış olduğumuz fakat benim farkında olmadığım Diyar isimli Iğdırlı arkadaş ile selamlaşıyoruz. Nahçıvan merkeze kadar kendisini takip edebileceğimi söylüyor. Az önce ilk benzinliğe girmiş olmama ‘İyi ki’ dememin sebebi olan Diyar kardeşim, beni Nahçıvan ziyaretim boyunca misafir ediyor ve gezmeme yardımcı oluyor.

Diyar, Iğdır’ın ticaretle uğraşan ailelerinden birinin oğlu. Nahçıvan’da da çeşitli ticari ilişkilerde bulunuyorlar ve artık Nahçıvan’da yaşayan biri haline gelmiş. Sağolsun hem konaklama da hem de gezme konusunda elini taşın altına koyuyor ve mükemmel anılarla dönmeme yardımcı oluyor.

Nahçıvan Hakkında Edindiğim Bilgiler ve Tavsiyeler:
Nahçıvan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti veya Nahçıvan ÖSSC, Azerbaycan SSC sınırları içinde 9 Şubat 1924’de kurulan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak yeni tarihte yerini almıştır. 1991 yılına kadar Sovyet Sosyalist Respuplikası adını verdikleri bağlılıkta bulunan Nahçıvan, daha sonr ayrılarak nüfusunun 440 bin olduğunu öğrendiğim özerk bir cumhuriyet halini almıştır.

Ermenistan ile ilişkileri oldukça kötü olan bu cumhuriyet, edindiğim bilgilere göre ara ara Ermenistanla sıcak çatışma halinde bulunuyor. Hatta yakın zamanda meydana gelen çatışma sonrası bir rayonu(şehri) daha sınırları içine almış durumda. Merkezi rayon, cumhuriyetin ismini aldığı Nahçıvan Rayon’udur. Ayrıca sınırları içinde Ordubad, Çulfa(İran Sınırı), Şahbuz, Bebek, Sederek ve Şerur gibi rayonlar bulunmaktadır.

Sıcak kanlı insanları ile hemen hemen her iletişiminizde keyif alacağınıza olan inancım tamdır. Ülkede taksicilerin ünüformalı olması oldukça ilgimi çekti. Ortaokuldan üniversiteye değişmeyen tek kural da zaten ünüforma. Oldukça ciddi ve kaliteli bir eğitimi bulunduğunu öğrendim.

– Anladığım kadarıyla İran’ı ve İranlıları pek sevmiyorlar. Bu sebeple Çulfa üzerinden sınırları bulunan İranla ticari faaliyetleti de bulunmuyor. Bağlı oldukları Azerbaycanla ise sınırları bulunmaması sebebiyle ticari ilişkiler büyük oranda Iğdır üzerinden Türkiye ile gerçekleşiyor. Manat’ın günümüz kurlarına göre TL’den oldukça değerli olması sebebiyle Iğdır ilimiz, çok sayıda Azeri vatandaşla ticaret yapar konuma gelmiş.

– Türk ziyaretçilere yönelik özellikle polislerin bir göz yumma tavrı bulunuyor. Ashab-ı Kehf’e giderken yol üzerinde bir trafik polisi, onların tabiriyle ‘yol polisi’ beni durdurdu. Kaskımda bulunan kamerayı gördü ve plakama baktı. 55 plakayı görünce bana, “Bir ihtiyacın veya arzun var mı?” sorusunu yöneltti. Hızım büyük ihtimal yol için oldukça fazlaydı ve beni durdurma amacının o olduğunu düşünüyorum. Polisin benden ürktüğünü hissettiğimi söyleyebilirim. Ülkede trafik saat gibi işliyor ve tek bir kaza bile görmedim. Sebebi ise Türkiye’de uygulamaya kalksak vatandaşın sokağa döküleceği ve şu an anlatsam saçma bulacağınız onlarca kuralın varlığı. Hatta size çok daha ilginç olanı anlatmak istiyorum. Nahçıvan’a ilk girdiğimde merkeze kadar Diyar’ı takip etmiştim ve bana yavaşlamam gereken yerleri göstermesi üzerine sorunsuz varmıştık. Tekrar Iğdır’a dönerken ben uluslararası bir trafik canavarı olduğum için basıp gidiyordum. Bir anda mobese ile karşılaştım ve flaş yüzüme patladı. Bu aslında ceza yediğim anlamına geliyordu. Fakat benzinlikte konuştuğum pompacı bana TR plakalı olduğum için göz yumacaklarını ve cezayı sisteme girmeden ülkeden çıkarsam yırtabileceğimi söyledi. Hakikaten dediği gibi de oldu ve kimse bana bir şey söylemedi. Yine de abartmamakta fayda var, bizim trafikçiler gibi pusu kurmuyorlar ama ceza yersek parası sağlammış. O sırada bana 60 Manattan bahsediyorlardı, yani 230TL falan.

– Bu paragrafı yazmak zorunda hissediyorum kendimi çünkü onlara olan vefa borcumu ödemek için fırsatım olmayabilir. Gezim boyunca tek bir kötü niyetli insanla karşılaşmadım. Hatta esnafından taksicisine, gencinden yaşlısına herkesin yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Ziyaretimde tanıştığım ve ömrüm boyunca da arkadaşım olarak kalacak Iğdırlı Diyar’a, Nahçıvan’ı bana gezdirerek bir nevi rehberlik yapan mimar İbrahim abiye, bana evinin kapılarını açan ve kendi evim gibi davranmam konusunda ricada bulunan Adem abiye ve tüm Nahçıvan halkına teşekkür ederim. Gerçekten kendimi güvende hissettiğim ve müthiş keyif aldığım bir geziydi.

– Nahçıvan’da dil problemi yaşayacağınızı sanmıyorum. Hele ki Türk vatandaşı olduğunuzu anlarlarsa daha anlaşılır konuşacaklardır. Bir çok kelime direkt olarak aynı ve elbette özgün kelimeleri de bulunuyor. Han Saray’da görevli memur kadının tabiri ile, “Sizin diliniz bizimkini okşir” Yani okşamak, benzemek anlamında. 🙂 Bu arada bence kızları güzel ve Azeri dilinin tatlılığı ile buluşunca onları dinlemek oldukça keyifli.

– Nahçıvan polisi hakkında bir şeyler yazmak durumunda hissettim kendimi. Kısa zaman önce Dilucu Sınır Kapısı’na yönelik bir operasyon düzenlenmiş ve çok sayıda polis hakkında rüşvet aldıkları iddiasıyla işlem yapılmış. Ben bir sorun yaşadım diyemem ama Nahçıvan’dan çıkarken bir Azeri polisi aksiyon kameramı kapatmamı söyledi. Ardından çadırımın üstüne bağlı vaziyette duran iki mattan birini kendisine vermemi istedi. İsteğini kabul etmeyince trip atar gibi oldu fakat ısrarımı sürdürerek çıkış yaptım. Sanıyorum eskiden sağlam rüşvet yemişler fakat şu an böyle bir şey olmadığını en azından kendi adıma söyleyebilirim.

Nahçıvan’da ekonomik durum ve piyasa değerlendirmesi:
Bu değerlendirmeyi bir ekonomist olarak yapacak değilim. Bir gezgin olarak bir kaç kelam etmem gerekirse, TL oldukça değersiz fakat Nahçıvan’da hayat gerçekten ucuz. Bir Nahçıvanlı nasıl yaşar, ne yer ne içer bilemem ama şayet ziyaret amacıyla gidecekseniz size lüks bir restoranın menüsünü paylaşarak yardımcı olayım. Lezzetini unutamayacağım ve çok güzel doyabileceğiniz Lüle Kebabı yalnızca 3,5 Manat. Hemen TL’ye çevirerek hesap yapmayın abicim, 3,5 TL’ye kebap yediğinizi düşünün ve rahatlayın. 😀

Nahçıvan’da gidilecek yerler ve beslenme:
İlk olarak ‘kırmızı et’ konusunda lezzet bakımından fark yarattıklarını söylemek zorundayım. Kesinlikle ‘Lüle ve Tike Kebabı’ adını verdikleri kebaptan yemenizi tavsiye ediyorum. Gezilecek yerler bakımından ise 2 güne sığdırdığım ve beğendiğim yerleri sizlerle paylaşacağım. NOT: Paylaştığım hiçbir bilgi alıntı veya rehber paylaşımı değildir. Eksik ve hatalarım olabileceğini kabul ederek ve özellikle varsa yanlışım Nahçıvan halkından özür dileyerek aktarıyorum.

1) Kızlar Bulağı: Eskiden kızların evlerine su götürmek için sıkça geldikleri bir yer olması sebebiyle bu şekilde adlandırılmış. Herhangi bir su kaynağı bulunmamasına rağmen mucizevi şekilde bildiğiniz kayanın içinden su geliyor. Su oldukça lezzetli ve soğuk. Aynı zamanda taşın içinde süzüldüğü için direkt olarak tüketebilirsiniz. Ayrıca şifalı olduğuna inanıyorlar. (Giriş ücretsiz)

2) Duz Dağ: Iğdır yöresinde de bulunan Tuz Dağı veya Tuz Mağarası olarak düşünebilirsiniz. Dünyanın her yerinden gelen astım, bronşit gibi hastaların tedavisi için kullanılıyor. İçeri girdiğiniz anda zaten oksijenin bolluğunu hissediyorsunuz. Özellikle benim gibi sağlıksız ortamlarda yaşıyorsanız farkı anlamanız daha kolay. Burası Nahçıvan’da hastaneye bağlı olarak işliyor. İçerde zaman geçirmek için bir restoran ve yatakhane bulunuyor. Hastanede doktorlar tarafından yazılan reçeteyle belli bir miktar karşılığında yatakhaneyi kullanarak bir kaç gün Duz Dağ’da kalmanız sağlanıyor. Eğer giderseniz içerde bulunan restorandan oldukça makul şekilde çay içerek en azından 1 saat kalmanızı tavsiye ederim, öksürüğüme iyi geldi. Sağlık turizmi açısından oldukça rağbet gören Duz Dağ’a giriş ücretsiz.

3) Heydar Aliyev Müzesi: Bizim için Mustafa Kemal Atatürk ne anlama geliyorsa, Azeri halkı için de Heydar Aliyev o. Aynı zamanda Aliyev’in Nahçıvanlı olması gereği ülkenin her yerinde izlerini görmeniz mümkün. Tarihi merakım pek bulunmamasına rağmen etkilendiğim bir müze ziyareti oldu. Kapıda sizi güzel mi güzel bir Azeri kadın karşılıyor. Oldukça büyük olan bu müzede Nahçıvan tarihi hakkında bilgi edinebilir ve Aliyev’in kişisel eşyalarının sergilendiği alanı ziyaret edebilirsiniz. Bu müzede de herhangi bir ücret talep edilmedi.

4) Han Sarayı: 1747 yılında İhsan Han Kengerli tarafından inşa ettirilmiş olan saray, günümüzde müze olarak kullanılıyor. Saray görevi gördüğü sırada iki bölümden oluşan Han Saray’ının bir kısmı ikamet etmek için diğer kısmı ise idari işler için kullanılmış. Ziyaretin ücretsiz olduğu bu müze içinde hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.

5) Mömine Hatun Türbe ve Anıtı: Acemi Abubekiroğlu Nahçıvani tarafından 1186 yılında inşa edilmiş bu anıt, iddiaya göre yumurtanın sarısı kullanılarak inşa edilmiş. Ve bu muhteşem eser, Azerbaycan Devleti’nin kurucusu olan Atabek Şemseddin İldaniz’in emriyle eşi Mümine Hatun’un mezarı üzerine yapılmıştır. Girişin yine ücretsiz olduğu müze, devlet tarafından görevlendirilmiş memur vasıtasıyla rehber eşliğinde gezilebiliyor. Mimar Acemi’de Nahçıvanlı ölümsüz ustalardan biri. Anıtın hemen yan tarafında ise Açık Hava Müzesi olarak adlandırılmış kısım bulunuyor. Bu alanda yine Nahçıvan tarihine ilişkin çok sayıda taştan eser bulunuyor. Eserlerin tarihleri ve o dönemlerde ki kullanım amacına ilişkin küçük notların bulunmaması beni üzdü fakat paylaşmak istediğim bir eser var. Nahçıvan’da bir kaç yerde daha gördüğüm bir eser bu ve suyu taşa süzdürmeleri oldukça ilgincime gitti. Yapısı muhtemelen farklı olan bu taşı oyarak içine su doldurup, süzülen suyun damla damla aktığı bir kap bulunuyor. Kaba biriken suyu tüketiyorlar ve onlar bu işleme ‘Su damçı damçı kaba akar ve tertemiz içeriz” diyorlar.

6) Ashab-ı Kehf: Türkiye’de de bir kaç yerde bulunan ve ‘7 uyurlar’ olarak bilinen olayın gerçekleştiğini iddia ettikleri mağaralar Nahçıvan’da da bulunuyor. Ashab-ı Kehf olarak bilinen bu mağaralar için biraz merdiven çıkmanız gerekiyor. Mekanın temizliği Azeri halkının eserlere ne kadar sahip çıktığının en büyük kanıtı. Yerlerde çöp bulmanız imkansız ve oldukça kalabalık. Merdivenleri çıktıkça çeşitli mağaralarla karşılaşıyorsunuz ve rivayete göre “300 Yıllık Ölümsüz Uykunun Hikayesi” burada gerçekleşiyor. Yine girişin ücretsiz olduğu bu alanda hediyelik eşyalar bulunan dükkan mevcut.

7) Elinca Qalası: Kurak iklim gereği oksijeni bol bir dağa tırmanmayacağınızı bilmenizde fayda var. Ve lütfen çıkarken yanınıza soğuk bir Badamlı almayı unutmayın. Ben o kadar tırmanacağımı bilmediğim için yanıma içecek almadım fakat Azeri bir aile kendi suyunu bana ikram ederek bayılmamı engelledi. Şehrin biraz dışında kalan bu dağa ulaştıktan sonra küçük bir müze sizi karşılıyor. İçinde yine bir kaç tarihi eser sergileniyor ve asıl olayınız merdiven inşa edilmiş o dağa çıkmak. Nahçıvan’ın büyük bir kısmını ayaklarınız altında görebiliyorsunuz. Kartallar etrafınızda uçuyor ve kertenkele tipli fakat farklı yapıda bir hayvan sıkça karşınıza çıkıyor. Yaklaşık 40 dakika merdiven çıktıktan sonra yukarıda içmek için bir su bile bulunmayan bu alana çıkmanızı tavsiye ediyor oluşumun sebebi ise farklı bir ruhu olması. Tepede bulunan Azerbaycan Bayrağı altında bir hatıra fotoğrafı çekinmeyi unutmayın.

Nahçıvan/Çulfa Sınır Kapısı’ndan İran’a geçmekten vazgeçiyorum. Çünkü İran, 250 cc üzerinde motosiklete izin vermiyor. Motosikletim 200 cc olmasına rağmen bu riski göze almak istemiyorum ve İran’ın bir çok konuda ekonomik olarak beni sarsacağını düşündüm. Giriş için 200 Euro depozito ödemenizi istemeleri de bunun bir örneği. Nahçıvan’dan herhangi bir ücret ödemeden yine Dilucu Sınır Kapısı’ndan çıkış yaparak Iğdır’a varıyorum. Sınır kapısı 7/24 açık durumda ve bir sonraki durağım Gürcistan’a geçiş için Kars/Aktaş Sınır Kapısı olacak. ‘Motosikletle Gürcistan gezisi’ yazımda görüşmek üzere, hoşçakalın 🙂
Tayfur KARA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.