Ortası yok, ortancası yok…

Bir cezaya mahkum edilip kapana kısılsam bile bu kadar tutsak hissetmezdim kendimi. En azından çıkamayacağımı bilirdim oradan. Asıl mahkumiyet, imkan varken kaçamamak sanırım. Gerçek mahkumlar, parmaklıklar ardından olanlar mı? Yoksa koca evreni kendine dar edenler miydi? Bilemiyorum… Her sabah nefret ederek selamlaştığım onlarca insan ve bıraktığım kirli anıların arasında dolaşarak ne kadar iyi olabilir ki […]